Giriş
Türkiye’nin yapı stokunun büyük bir kısmı 2000 yılı öncesinde inşa edilmiş yapılardan oluşuyor. Deprem
riski, imar sorunları ve altyapı yetersizlikleri, kentsel dönüşümü yalnızca bir tercih değil, zorunluluk
haline getirdi. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun bu ihtiyaca
yanıt vermek üzere yürürlüğe girdi; amacı, riskli alanların dönüştürülmesi ve güvenli, yaşanabilir
kentlerin inşa edilmesidir.
Ancak bu süreç yalnızca binaların yıkılıp yeniden yapılmasından ibaret değildir. Kentsel dönüşüm, bir
yandan maliklerin mülkiyet haklarını ilgilendirirken, diğer yandan yüklenici firmaların yatırım ve
sözleşmesel sorumluluklarını doğrudan etkileyen karmaşık bir hukuki süreçtir. Taraflar arasındaki en
kritik bağ ise, çoğunlukla kat karşılığı inşaat sözleşmeleridir.
Uygulamada, bu sözleşmelerin hazırlanışı sırasında hem malikler hem de firmalar yönünden ciddi hak
kayıpları yaşanabiliyor. Malikler açısından risk, mülkiyet devrinden sonra yüklenicinin inşaatı
tamamlamaması veya eksik teslim yapması; yüklenici açısından ise, çoğunluğu sağlamasına rağmen
azınlık maliklerin süreci tıkaması veya tapu devrini geciktirmesidir.
İşte bu makale, kentsel dönüşüm firmaları açısından hukuki güvenceleri ve kat karşılığı sözleşmelerde
dikkat edilmesi gereken temel noktaları ele alıyor. Amaç; 6306 sayılı Kanun, son değişiklikler (özellikle
7471 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemeler) ve güncel uygulama yönetmelikleri çerçevesinde taraflara
yol gösterici bir bakış sunmak.
Hukuki Çerçeve
Kentsel dönüşüm, Türkiye’de uzun yıllar boyunca dağınık mevzuat hükümleriyle yürütülüyordu. 2012
yılında kabul edilen 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, bu
dağınıklığı gidererek dönüşüm süreçlerini tek çatı altında topladı. Kanunun amacı, afet riski taşıyan
yapıların ve alanların dönüştürülmesi, can ve mal güvenliğinin sağlanması ve yaşanabilir çevrelerin
oluşturulmasıdır.
Uygulamada bu kanun, hem maliklerin mülkiyet hakkını hem de yüklenici firmaların yatırım süreçlerini
doğrudan ilgilendirir. Çünkü dönüşüm çoğu zaman, arsa sahipleriyle müteahhit firmalar arasında yapılan
kat karşılığı inşaat sözleşmeleri üzerinden yürür. Bu noktada tarafların haklarını ve yükümlülüklerini
belirleyen temel dayanak, 6306 sayılı Kanun ile bu Kanun’a dayanılarak çıkarılan “Afet Riski Altındaki
Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Yönetmelik”tir.
1. 7471 Sayılı Kanun ile Getirilen Yenilikler
9 Kasım 2023 tarihli 7471 sayılı Kanun, 6306 sayılı Kanun’u köklü biçimde değiştirdi. Bu değişikliklerle
birlikte dönüşüm süreci hem idari hem de özel hukuk yönünden yeniden düzenlendi:
a. Karar Alma Oranı (Salt Çoğunluk Esası)
Önceden dönüşüm için maliklerin en az üçte iki (2/3) oranında çoğunluğu aranıyordu. 7471 sayılı Kanun
ile artık birçok durumda salt çoğunluk (%50+1) yeterli hale getirildi. Bu düzenleme, özellikle çoğunluk
sağlanamadığı için duran projelerde süreci hızlandırmayı amaçlıyor.
b. Pay Satışı ve Kamulaştırma Süreci
Salt çoğunlukla karar alınması sonrası, katılmayan maliklerin paylarının diğer maliklere, Bakanlığa veya
TOKİ’ye satılabilmesi mümkün hale geldi. Bu, firmalar açısından da sürecin önünü açan en önemli
değişikliklerden biri oldu.c. Yeni İdari Yapı: Kentsel Dönüşüm Başkanlığı
6306 sayılı Kanun’un uygulanmasından artık doğrudan Kentsel Dönüşüm Başkanlığı sorumlu. Bu
başkanlık, Bakanlık adına yetkilendirme, riskli yapı tespiti ve uygulama kararlarını yönetiyor.
d. Rezerv Yapı Alanı Tanımı Genişletildi
Daha önce yalnızca “yeni yerleşim alanı” olarak tanımlanan rezerv yapı alanı, artık afet riski altındaki
alanların dışında da belirlenebiliyor. Bu, dönüşüm yatırımlarının yalnızca riskli bölgelere sıkışmadan
daha geniş bir planlama anlayışıyla yapılabilmesini sağladı.
e. Kira Yardımı ve Finansal Teşvikler
Malikler ve kiracılara sağlanan kira yardımlarının usul ve esasları yeniden düzenlendi. Ayrıca projelerde
finansman desteği ve kredi teminatı uygulamaları genişletildi.
2. Uygulama Yönetmeliği (21 Mayıs 2024 Değişiklikleri)
21 Mayıs 2024 tarihli değişiklikle “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Uygulama
Yönetmeliği” de 7471 sayılı Kanun’a uyumlu hale getirildi.
Bu değişikliklerle öne çıkan bazı noktalar şunlardır:
Riskli yapı tespitine ilişkin süreler kısaltıldı; itiraz ve tespit prosedürleri sadeleştirildi.
Rezerv yapı alanı tanımındaki “yeni yerleşim alanı olarak” ibaresi kaldırılarak, uygulama alanı
genişletildi.
Karar alma usulü ve uygulama kararı tebliği süreçleri dijitalleştirildi (e-Devlet ve ilan yoluyla tebligat).
Malik muvafakati prosedürleri, artık salt çoğunluk esasına göre uyumlaştırıldı.
3. Özetle: Mevzuatın Güncel Yönelimi
Yapılan tüm bu değişiklikler, kentsel dönüşüm sürecini hem bürokratik olarak hızlandırmayı, hem de
yatırımcı firmalar için öngörülebilir bir hukuk zemini oluşturmayı hedefliyor.
Ancak bu hızlanma, aynı zamanda malikler açısından yeni dikkat noktaları, firmalar açısından ise yeni
yükümlülükler doğuruyor.
Kat Karşılığı Sözleşmelerde Firma/Yüklenici Açısından Dikkat Edilecek Noktalar
Kentsel dönüşüm projeleri, arsa sahipleriyle yüklenici firmalar arasında yapılan kat karşılığı inşaat
sözleşmeleri üzerinden yürür. Bu sözleşmeler, özel hukuk alanında görünmekle birlikte; 6306 sayılı
Kanun, 7471 sayılı Kanun değişiklikleri ve Uygulama Yönetmeliği gereği kamu hukukuna da dokunan
yönler taşır.
Bu nedenle yüklenici firmaların yalnızca ticari değil, hukuki ve idari sorumluluklarını da titizlikle
yönetmeleri gerekir.
1. Sözleşmenin Hukuki Niteliği ve Şekil Şartı
Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’nun “eser sözleşmesi” hükümlerine tabi olmakla
birlikte, aynı zamanda bir taşınmaz devrini içerdiği için resmî şekle tabidir. Bu, sözleşmenin noter
huzurunda düzenlenmesi ve tapu müdürlüğüne şerh edilmesi gerektiği anlamına gelir.
Pratikte yapılan hata: Birçok firma, proje başında ön protokol ya da muvafakatname imzalayarak işe
başlar. Ancak bu belgeler, tapuya şerh edilmedikçe malik açısından bağlayıcı değildir ve yatırımcının
hukuki korumasını sağlamaz.Doğru uygulama:
Proje başlamadan önce tüm maliklerle noter onaylı, açık, tam düzenleme şeklinde sözleşme
imzalanmalıdır.
Arsa payı devri hangi aşamada yapılacaksa, bu da açıkça belirtilmelidir (örneğin ruhsat sonrası, kaba
inşaat sonrası vb.)
2. Karar Alma Süreci: Salt Çoğunluk ve Çoğunluğa Katılmayan Maliklerin Durumu
7471 sayılı Kanun değişikliğiyle birlikte, artık salt çoğunluk (%50+1) oranında malik onayıyla dönüşüm
kararı alınabiliyor.
Bu değişiklik, özellikle projelerin tıkanma riskini önemli ölçüde azalttı.
Ancak burada yüklenicinin dikkat etmesi gereken önemli noktalar var:
Salt çoğunluğun sağlandığı durumlarda dahi, azınlık maliklerin paylarına ilişkin satış veya kamulaştırma
süreçleri yasal süre içinde yürütülmelidir.
Bu süreçte, idareyle (Bakanlık veya Kentsel Dönüşüm Başkanlığı) tam uyum içinde çalışmak zorunludur.
Satış veya kamulaştırma işlemi tamamlanmadan inşaata başlanması, ileride idari yaptırımlar veya tescil
iptalleriyle sonuçlanabilir.
3. Yüklenicinin Yetki ve Ehliyet Durumu
Firmaların, kentsel dönüşüm projelerinde faaliyet gösterebilmeleri için ilgili müteahhitlik yeterlilik
belgesine sahip olmaları gerekir. Yönetmelik uyarınca, yapı müteahhitliği yetki belgesi olmayan firmalar
kentsel dönüşüm kapsamında sözleşme yapamaz.
Ayrıca, proje üstlenen firmaların;
SGK ve vergi borcu bulunmaması,
Ticaret sicil kayıtlarının güncel olması,
Ortaklık yapısının değişmesi halinde Bakanlık bildirimlerini zamanında yapması gerekir.
Uygulamada sık yapılan hata:
Bazı firmalar, müteahhitlik belgesini başka bir şirket üzerinden kullanarak sözleşme yapıyor. Bu durum,
ileride sözleşmenin geçersizliği ve müteahhitin sicilinin silinmesi gibi sonuçlara yol açabiliyor.
4.Teminat, Finansman ve Malik Güvencesi
Kentsel dönüşüm sürecinde firmalar için en kritik güven unsurlarından biri, finansal sürdürülebilirliktir.
Malikler, haklı olarak “müteahhit inşaatı bitiremezse ne olur?” sorusunu sorar. Bu nedenle firmalar:
Banka teminat mektubu,
İnşaat tamamlanma sigortası,
Finans kuruluşlarından proje kredisi gibi teminat mekanizmalarını kullanmalıdır.
Bu sadece malik güvenini değil, projenin kamu nezdinde itibarını da güçlendirir.
Aksi durumda, 6306 sayılı Kanun’un 6/A maddesi kapsamında sözleşme feshi veya kamulaştırma
devreye girebilir.5. Sözleşme İçeriğinde Dikkat Edilmesi Gereken Kilit Maddeler
Bir kat karşılığı inşaat sözleşmesinde firmalar açısından özellikle şu hususlar net olmalıdır:
Teslim süresi ve gecikme cezaları (örneğin inşaat ruhsatı alındıktan itibaren 24 ay içinde
tamamlanacaktır).
Yükleniciye düşecek bağımsız bölümlerin açıkça belirtilmesi (örnek: A ve B bloktaki 5, 6, 7 no’lu
daireler).
İnşaat standardı (beton sınıfı, malzeme kalitesi, projeye uygunluk).
Devir koşulları (arsa payı devrinin hangi aşamada yapılacağı).
Sigorta ve sorumluluk hükümleri (iş kazası, üçüncü kişilere zarar, yüklenicinin sorumluluğu).
6.Uygulamada Firma Danışmanlığının Önemi
Kentssel dönüşüm projeleri, yalnızca inşaat süreci değil; malik ilişkileri, idari izinler, finans, tapu, vergi
ve kamu denetimi içeren çok katmanlı bir yapıdır.Bu nedenle firmaların her aşamada hukuk danışmanlığı
alması sadece sözleşme hazırlanırken değil, paydaş görüşmeleri,ruhsat süreci,tahliye ve yıkım aşaması,kat
mülkiyeti tescili ve iskan süreci gibi noktalarda da hukuki kontrol sağlaması gerekir.Bu yaklaşım,
yüklenicinin hem malikler nezdinde güvenilirliğini artırır hem de ileride doğabilecek idari yaptırımların
önüne geçer.
Giriş
Türkiye’nin yapı stokunun büyük bir kısmı 2000 yılı öncesinde inşa edilmiş yapılardan oluşuyor. Deprem
riski, imar sorunları ve altyapı yetersizlikleri, kentsel dönüşümü yalnızca bir tercih değil, zorunluluk
haline getirdi. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun bu ihtiyaca
yanıt vermek üzere yürürlüğe girdi; amacı, riskli alanların dönüştürülmesi ve güvenli, yaşanabilir
kentlerin inşa edilmesidir.
Ancak bu süreç yalnızca binaların yıkılıp yeniden yapılmasından ibaret değildir. Kentsel dönüşüm, bir
yandan maliklerin mülkiyet haklarını ilgilendirirken, diğer yandan yüklenici firmaların yatırım ve
sözleşmesel sorumluluklarını doğrudan etkileyen karmaşık bir hukuki süreçtir. Taraflar arasındaki en
kritik bağ ise, çoğunlukla kat karşılığı inşaat sözleşmeleridir.
Uygulamada, bu sözleşmelerin hazırlanışı sırasında hem malikler hem de firmalar yönünden ciddi hak
kayıpları yaşanabiliyor. Malikler açısından risk, mülkiyet devrinden sonra yüklenicinin inşaatı
tamamlamaması veya eksik teslim yapması; yüklenici açısından ise, çoğunluğu sağlamasına rağmen
azınlık maliklerin süreci tıkaması veya tapu devrini geciktirmesidir.
İşte bu makale, kentsel dönüşüm firmaları açısından hukuki güvenceleri ve kat karşılığı sözleşmelerde
dikkat edilmesi gereken temel noktaları ele alıyor. Amaç; 6306 sayılı Kanun, son değişiklikler (özellikle
7471 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemeler) ve güncel uygulama yönetmelikleri çerçevesinde taraflara
yol gösterici bir bakış sunmak.
Hukuki Çerçeve
Kentsel dönüşüm, Türkiye’de uzun yıllar boyunca dağınık mevzuat hükümleriyle yürütülüyordu. 2012
yılında kabul edilen 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, bu
dağınıklığı gidererek dönüşüm süreçlerini tek çatı altında topladı. Kanunun amacı, afet riski taşıyan
yapıların ve alanların dönüştürülmesi, can ve mal güvenliğinin sağlanması ve yaşanabilir çevrelerin
oluşturulmasıdır.
Uygulamada bu kanun, hem maliklerin mülkiyet hakkını hem de yüklenici firmaların yatırım süreçlerini
doğrudan ilgilendirir. Çünkü dönüşüm çoğu zaman, arsa sahipleriyle müteahhit firmalar arasında yapılan
kat karşılığı inşaat sözleşmeleri üzerinden yürür. Bu noktada tarafların haklarını ve yükümlülüklerini
belirleyen temel dayanak, 6306 sayılı Kanun ile bu Kanun’a dayanılarak çıkarılan “Afet Riski Altındaki
Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Yönetmelik”tir.
1. 7471 Sayılı Kanun ile Getirilen Yenilikler
9 Kasım 2023 tarihli 7471 sayılı Kanun, 6306 sayılı Kanun’u köklü biçimde değiştirdi. Bu değişikliklerle
birlikte dönüşüm süreci hem idari hem de özel hukuk yönünden yeniden düzenlendi:
a. Karar Alma Oranı (Salt Çoğunluk Esası)
Önceden dönüşüm için maliklerin en az üçte iki (2/3) oranında çoğunluğu aranıyordu. 7471 sayılı Kanun
ile artık birçok durumda salt çoğunluk (%50+1) yeterli hale getirildi. Bu düzenleme, özellikle çoğunluk
sağlanamadığı için duran projelerde süreci hızlandırmayı amaçlıyor.
b. Pay Satışı ve Kamulaştırma Süreci
Salt çoğunlukla karar alınması sonrası, katılmayan maliklerin paylarının diğer maliklere, Bakanlığa veya
TOKİ’ye satılabilmesi mümkün hale geldi. Bu, firmalar açısından da sürecin önünü açan en önemli
değişikliklerden biri oldu.c. Yeni İdari Yapı: Kentsel Dönüşüm Başkanlığı
6306 sayılı Kanun’un uygulanmasından artık doğrudan Kentsel Dönüşüm Başkanlığı sorumlu. Bu
başkanlık, Bakanlık adına yetkilendirme, riskli yapı tespiti ve uygulama kararlarını yönetiyor.
d. Rezerv Yapı Alanı Tanımı Genişletildi
Daha önce yalnızca “yeni yerleşim alanı” olarak tanımlanan rezerv yapı alanı, artık afet riski altındaki
alanların dışında da belirlenebiliyor. Bu, dönüşüm yatırımlarının yalnızca riskli bölgelere sıkışmadan
daha geniş bir planlama anlayışıyla yapılabilmesini sağladı.
e. Kira Yardımı ve Finansal Teşvikler
Malikler ve kiracılara sağlanan kira yardımlarının usul ve esasları yeniden düzenlendi. Ayrıca projelerde
finansman desteği ve kredi teminatı uygulamaları genişletildi.
2. Uygulama Yönetmeliği (21 Mayıs 2024 Değişiklikleri)
21 Mayıs 2024 tarihli değişiklikle “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Uygulama
Yönetmeliği” de 7471 sayılı Kanun’a uyumlu hale getirildi.
Bu değişikliklerle öne çıkan bazı noktalar şunlardır:
Riskli yapı tespitine ilişkin süreler kısaltıldı; itiraz ve tespit prosedürleri sadeleştirildi.
Rezerv yapı alanı tanımındaki “yeni yerleşim alanı olarak” ibaresi kaldırılarak, uygulama alanı
genişletildi.
Karar alma usulü ve uygulama kararı tebliği süreçleri dijitalleştirildi (e-Devlet ve ilan yoluyla tebligat).
Malik muvafakati prosedürleri, artık salt çoğunluk esasına göre uyumlaştırıldı.
3. Özetle: Mevzuatın Güncel Yönelimi
Yapılan tüm bu değişiklikler, kentsel dönüşüm sürecini hem bürokratik olarak hızlandırmayı, hem de
yatırımcı firmalar için öngörülebilir bir hukuk zemini oluşturmayı hedefliyor.
Ancak bu hızlanma, aynı zamanda malikler açısından yeni dikkat noktaları, firmalar açısından ise yeni
yükümlülükler doğuruyor.
Kat Karşılığı Sözleşmelerde Firma/Yüklenici Açısından Dikkat Edilecek Noktalar
Kentsel dönüşüm projeleri, arsa sahipleriyle yüklenici firmalar arasında yapılan kat karşılığı inşaat
sözleşmeleri üzerinden yürür. Bu sözleşmeler, özel hukuk alanında görünmekle birlikte; 6306 sayılı
Kanun, 7471 sayılı Kanun değişiklikleri ve Uygulama Yönetmeliği gereği kamu hukukuna da dokunan
yönler taşır.
Bu nedenle yüklenici firmaların yalnızca ticari değil, hukuki ve idari sorumluluklarını da titizlikle
yönetmeleri gerekir.
1. Sözleşmenin Hukuki Niteliği ve Şekil Şartı
Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’nun “eser sözleşmesi” hükümlerine tabi olmakla
birlikte, aynı zamanda bir taşınmaz devrini içerdiği için resmî şekle tabidir. Bu, sözleşmenin noter
huzurunda düzenlenmesi ve tapu müdürlüğüne şerh edilmesi gerektiği anlamına gelir.
Pratikte yapılan hata: Birçok firma, proje başında ön protokol ya da muvafakatname imzalayarak işe
başlar. Ancak bu belgeler, tapuya şerh edilmedikçe malik açısından bağlayıcı değildir ve yatırımcının
hukuki korumasını sağlamaz.Doğru uygulama:
Proje başlamadan önce tüm maliklerle noter onaylı, açık, tam düzenleme şeklinde sözleşme
imzalanmalıdır.
Arsa payı devri hangi aşamada yapılacaksa, bu da açıkça belirtilmelidir (örneğin ruhsat sonrası, kaba
inşaat sonrası vb.)
2. Karar Alma Süreci: Salt Çoğunluk ve Çoğunluğa Katılmayan Maliklerin Durumu
7471 sayılı Kanun değişikliğiyle birlikte, artık salt çoğunluk (%50+1) oranında malik onayıyla dönüşüm
kararı alınabiliyor.
Bu değişiklik, özellikle projelerin tıkanma riskini önemli ölçüde azalttı.
Ancak burada yüklenicinin dikkat etmesi gereken önemli noktalar var:
Salt çoğunluğun sağlandığı durumlarda dahi, azınlık maliklerin paylarına ilişkin satış veya kamulaştırma
süreçleri yasal süre içinde yürütülmelidir.
Bu süreçte, idareyle (Bakanlık veya Kentsel Dönüşüm Başkanlığı) tam uyum içinde çalışmak zorunludur.
Satış veya kamulaştırma işlemi tamamlanmadan inşaata başlanması, ileride idari yaptırımlar veya tescil
iptalleriyle sonuçlanabilir.
3. Yüklenicinin Yetki ve Ehliyet Durumu
Firmaların, kentsel dönüşüm projelerinde faaliyet gösterebilmeleri için ilgili müteahhitlik yeterlilik
belgesine sahip olmaları gerekir. Yönetmelik uyarınca, yapı müteahhitliği yetki belgesi olmayan firmalar
kentsel dönüşüm kapsamında sözleşme yapamaz.
Ayrıca, proje üstlenen firmaların;
SGK ve vergi borcu bulunmaması,
Ticaret sicil kayıtlarının güncel olması,
Ortaklık yapısının değişmesi halinde Bakanlık bildirimlerini zamanında yapması gerekir.
Uygulamada sık yapılan hata:
Bazı firmalar, müteahhitlik belgesini başka bir şirket üzerinden kullanarak sözleşme yapıyor. Bu durum,
ileride sözleşmenin geçersizliği ve müteahhitin sicilinin silinmesi gibi sonuçlara yol açabiliyor.
4.Teminat, Finansman ve Malik Güvencesi
Kentsel dönüşüm sürecinde firmalar için en kritik güven unsurlarından biri, finansal sürdürülebilirliktir.
Malikler, haklı olarak “müteahhit inşaatı bitiremezse ne olur?” sorusunu sorar. Bu nedenle firmalar:
Banka teminat mektubu,
İnşaat tamamlanma sigortası,
Finans kuruluşlarından proje kredisi gibi teminat mekanizmalarını kullanmalıdır.
Bu sadece malik güvenini değil, projenin kamu nezdinde itibarını da güçlendirir.
Aksi durumda, 6306 sayılı Kanun’un 6/A maddesi kapsamında sözleşme feshi veya kamulaştırma
devreye girebilir.5. Sözleşme İçeriğinde Dikkat Edilmesi Gereken Kilit Maddeler
Bir kat karşılığı inşaat sözleşmesinde firmalar açısından özellikle şu hususlar net olmalıdır:
Teslim süresi ve gecikme cezaları (örneğin inşaat ruhsatı alındıktan itibaren 24 ay içinde
tamamlanacaktır).
Yükleniciye düşecek bağımsız bölümlerin açıkça belirtilmesi (örnek: A ve B bloktaki 5, 6, 7 no’lu
daireler).
İnşaat standardı (beton sınıfı, malzeme kalitesi, projeye uygunluk).
Devir koşulları (arsa payı devrinin hangi aşamada yapılacağı).
Sigorta ve sorumluluk hükümleri (iş kazası, üçüncü kişilere zarar, yüklenicinin sorumluluğu).
6.Uygulamada Firma Danışmanlığının Önemi
Kentssel dönüşüm projeleri, yalnızca inşaat süreci değil; malik ilişkileri, idari izinler, finans, tapu, vergi
ve kamu denetimi içeren çok katmanlı bir yapıdır.Bu nedenle firmaların her aşamada hukuk danışmanlığı
alması sadece sözleşme hazırlanırken değil, paydaş görüşmeleri,ruhsat süreci,tahliye ve yıkım aşaması,kat
mülkiyeti tescili ve iskan süreci gibi noktalarda da hukuki kontrol sağlaması gerekir.Bu yaklaşım,
yüklenicinin hem malikler nezdinde güvenilirliğini artırır hem de ileride doğabilecek idari yaptırımların
önüne geçer.
Giriş
Türkiye’nin yapı stokunun büyük bir kısmı 2000 yılı öncesinde inşa edilmiş yapılardan oluşuyor. Deprem
riski, imar sorunları ve altyapı yetersizlikleri, kentsel dönüşümü yalnızca bir tercih değil, zorunluluk
haline getirdi. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun bu ihtiyaca
yanıt vermek üzere yürürlüğe girdi; amacı, riskli alanların dönüştürülmesi ve güvenli, yaşanabilir
kentlerin inşa edilmesidir.
Ancak bu süreç yalnızca binaların yıkılıp yeniden yapılmasından ibaret değildir. Kentsel dönüşüm, bir
yandan maliklerin mülkiyet haklarını ilgilendirirken, diğer yandan yüklenici firmaların yatırım ve
sözleşmesel sorumluluklarını doğrudan etkileyen karmaşık bir hukuki süreçtir. Taraflar arasındaki en
kritik bağ ise, çoğunlukla kat karşılığı inşaat sözleşmeleridir.
Uygulamada, bu sözleşmelerin hazırlanışı sırasında hem malikler hem de firmalar yönünden ciddi hak
kayıpları yaşanabiliyor. Malikler açısından risk, mülkiyet devrinden sonra yüklenicinin inşaatı
tamamlamaması veya eksik teslim yapması; yüklenici açısından ise, çoğunluğu sağlamasına rağmen
azınlık maliklerin süreci tıkaması veya tapu devrini geciktirmesidir.
İşte bu makale, kentsel dönüşüm firmaları açısından hukuki güvenceleri ve kat karşılığı sözleşmelerde
dikkat edilmesi gereken temel noktaları ele alıyor. Amaç; 6306 sayılı Kanun, son değişiklikler (özellikle
7471 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemeler) ve güncel uygulama yönetmelikleri çerçevesinde taraflara
yol gösterici bir bakış sunmak.
Hukuki Çerçeve
Kentsel dönüşüm, Türkiye’de uzun yıllar boyunca dağınık mevzuat hükümleriyle yürütülüyordu. 2012
yılında kabul edilen 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, bu
dağınıklığı gidererek dönüşüm süreçlerini tek çatı altında topladı. Kanunun amacı, afet riski taşıyan
yapıların ve alanların dönüştürülmesi, can ve mal güvenliğinin sağlanması ve yaşanabilir çevrelerin
oluşturulmasıdır.
Uygulamada bu kanun, hem maliklerin mülkiyet hakkını hem de yüklenici firmaların yatırım süreçlerini
doğrudan ilgilendirir. Çünkü dönüşüm çoğu zaman, arsa sahipleriyle müteahhit firmalar arasında yapılan
kat karşılığı inşaat sözleşmeleri üzerinden yürür. Bu noktada tarafların haklarını ve yükümlülüklerini
belirleyen temel dayanak, 6306 sayılı Kanun ile bu Kanun’a dayanılarak çıkarılan “Afet Riski Altındaki
Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Yönetmelik”tir.
1. 7471 Sayılı Kanun ile Getirilen Yenilikler
9 Kasım 2023 tarihli 7471 sayılı Kanun, 6306 sayılı Kanun’u köklü biçimde değiştirdi. Bu değişikliklerle
birlikte dönüşüm süreci hem idari hem de özel hukuk yönünden yeniden düzenlendi:
a. Karar Alma Oranı (Salt Çoğunluk Esası)
Önceden dönüşüm için maliklerin en az üçte iki (2/3) oranında çoğunluğu aranıyordu. 7471 sayılı Kanun
ile artık birçok durumda salt çoğunluk (%50+1) yeterli hale getirildi. Bu düzenleme, özellikle çoğunluk
sağlanamadığı için duran projelerde süreci hızlandırmayı amaçlıyor.
b. Pay Satışı ve Kamulaştırma Süreci
Salt çoğunlukla karar alınması sonrası, katılmayan maliklerin paylarının diğer maliklere, Bakanlığa veya
TOKİ’ye satılabilmesi mümkün hale geldi. Bu, firmalar açısından da sürecin önünü açan en önemli
değişikliklerden biri oldu.c. Yeni İdari Yapı: Kentsel Dönüşüm Başkanlığı
6306 sayılı Kanun’un uygulanmasından artık doğrudan Kentsel Dönüşüm Başkanlığı sorumlu. Bu
başkanlık, Bakanlık adına yetkilendirme, riskli yapı tespiti ve uygulama kararlarını yönetiyor.
d. Rezerv Yapı Alanı Tanımı Genişletildi
Daha önce yalnızca “yeni yerleşim alanı” olarak tanımlanan rezerv yapı alanı, artık afet riski altındaki
alanların dışında da belirlenebiliyor. Bu, dönüşüm yatırımlarının yalnızca riskli bölgelere sıkışmadan
daha geniş bir planlama anlayışıyla yapılabilmesini sağladı.
e. Kira Yardımı ve Finansal Teşvikler
Malikler ve kiracılara sağlanan kira yardımlarının usul ve esasları yeniden düzenlendi. Ayrıca projelerde
finansman desteği ve kredi teminatı uygulamaları genişletildi.
2. Uygulama Yönetmeliği (21 Mayıs 2024 Değişiklikleri)
21 Mayıs 2024 tarihli değişiklikle “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Uygulama
Yönetmeliği” de 7471 sayılı Kanun’a uyumlu hale getirildi.
Bu değişikliklerle öne çıkan bazı noktalar şunlardır:
Riskli yapı tespitine ilişkin süreler kısaltıldı; itiraz ve tespit prosedürleri sadeleştirildi.
Rezerv yapı alanı tanımındaki “yeni yerleşim alanı olarak” ibaresi kaldırılarak, uygulama alanı
genişletildi.
Karar alma usulü ve uygulama kararı tebliği süreçleri dijitalleştirildi (e-Devlet ve ilan yoluyla tebligat).
Malik muvafakati prosedürleri, artık salt çoğunluk esasına göre uyumlaştırıldı.
3. Özetle: Mevzuatın Güncel Yönelimi
Yapılan tüm bu değişiklikler, kentsel dönüşüm sürecini hem bürokratik olarak hızlandırmayı, hem de
yatırımcı firmalar için öngörülebilir bir hukuk zemini oluşturmayı hedefliyor.
Ancak bu hızlanma, aynı zamanda malikler açısından yeni dikkat noktaları, firmalar açısından ise yeni
yükümlülükler doğuruyor.
Kat Karşılığı Sözleşmelerde Firma/Yüklenici Açısından Dikkat Edilecek Noktalar
Kentsel dönüşüm projeleri, arsa sahipleriyle yüklenici firmalar arasında yapılan kat karşılığı inşaat
sözleşmeleri üzerinden yürür. Bu sözleşmeler, özel hukuk alanında görünmekle birlikte; 6306 sayılı
Kanun, 7471 sayılı Kanun değişiklikleri ve Uygulama Yönetmeliği gereği kamu hukukuna da dokunan
yönler taşır.
Bu nedenle yüklenici firmaların yalnızca ticari değil, hukuki ve idari sorumluluklarını da titizlikle
yönetmeleri gerekir.
1. Sözleşmenin Hukuki Niteliği ve Şekil Şartı
Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’nun “eser sözleşmesi” hükümlerine tabi olmakla
birlikte, aynı zamanda bir taşınmaz devrini içerdiği için resmî şekle tabidir. Bu, sözleşmenin noter
huzurunda düzenlenmesi ve tapu müdürlüğüne şerh edilmesi gerektiği anlamına gelir.
Pratikte yapılan hata: Birçok firma, proje başında ön protokol ya da muvafakatname imzalayarak işe
başlar. Ancak bu belgeler, tapuya şerh edilmedikçe malik açısından bağlayıcı değildir ve yatırımcının
hukuki korumasını sağlamaz.Doğru uygulama:
Proje başlamadan önce tüm maliklerle noter onaylı, açık, tam düzenleme şeklinde sözleşme
imzalanmalıdır.
Arsa payı devri hangi aşamada yapılacaksa, bu da açıkça belirtilmelidir (örneğin ruhsat sonrası, kaba
inşaat sonrası vb.)
2. Karar Alma Süreci: Salt Çoğunluk ve Çoğunluğa Katılmayan Maliklerin Durumu
7471 sayılı Kanun değişikliğiyle birlikte, artık salt çoğunluk (%50+1) oranında malik onayıyla dönüşüm
kararı alınabiliyor.
Bu değişiklik, özellikle projelerin tıkanma riskini önemli ölçüde azalttı.
Ancak burada yüklenicinin dikkat etmesi gereken önemli noktalar var:
Salt çoğunluğun sağlandığı durumlarda dahi, azınlık maliklerin paylarına ilişkin satış veya kamulaştırma
süreçleri yasal süre içinde yürütülmelidir.
Bu süreçte, idareyle (Bakanlık veya Kentsel Dönüşüm Başkanlığı) tam uyum içinde çalışmak zorunludur.
Satış veya kamulaştırma işlemi tamamlanmadan inşaata başlanması, ileride idari yaptırımlar veya tescil
iptalleriyle sonuçlanabilir.
3. Yüklenicinin Yetki ve Ehliyet Durumu
Firmaların, kentsel dönüşüm projelerinde faaliyet gösterebilmeleri için ilgili müteahhitlik yeterlilik
belgesine sahip olmaları gerekir. Yönetmelik uyarınca, yapı müteahhitliği yetki belgesi olmayan firmalar
kentsel dönüşüm kapsamında sözleşme yapamaz.
Ayrıca, proje üstlenen firmaların;
SGK ve vergi borcu bulunmaması,
Ticaret sicil kayıtlarının güncel olması,
Ortaklık yapısının değişmesi halinde Bakanlık bildirimlerini zamanında yapması gerekir.
Uygulamada sık yapılan hata:
Bazı firmalar, müteahhitlik belgesini başka bir şirket üzerinden kullanarak sözleşme yapıyor. Bu durum,
ileride sözleşmenin geçersizliği ve müteahhitin sicilinin silinmesi gibi sonuçlara yol açabiliyor.
4.Teminat, Finansman ve Malik Güvencesi
Kentsel dönüşüm sürecinde firmalar için en kritik güven unsurlarından biri, finansal sürdürülebilirliktir.
Malikler, haklı olarak “müteahhit inşaatı bitiremezse ne olur?” sorusunu sorar. Bu nedenle firmalar:
Banka teminat mektubu,
İnşaat tamamlanma sigortası,
Finans kuruluşlarından proje kredisi gibi teminat mekanizmalarını kullanmalıdır.
Bu sadece malik güvenini değil, projenin kamu nezdinde itibarını da güçlendirir.
Aksi durumda, 6306 sayılı Kanun’un 6/A maddesi kapsamında sözleşme feshi veya kamulaştırma
devreye girebilir.5. Sözleşme İçeriğinde Dikkat Edilmesi Gereken Kilit Maddeler
Bir kat karşılığı inşaat sözleşmesinde firmalar açısından özellikle şu hususlar net olmalıdır:
Teslim süresi ve gecikme cezaları (örneğin inşaat ruhsatı alındıktan itibaren 24 ay içinde
tamamlanacaktır).
Yükleniciye düşecek bağımsız bölümlerin açıkça belirtilmesi (örnek: A ve B bloktaki 5, 6, 7 no’lu
daireler).
İnşaat standardı (beton sınıfı, malzeme kalitesi, projeye uygunluk).
Devir koşulları (arsa payı devrinin hangi aşamada yapılacağı).
Sigorta ve sorumluluk hükümleri (iş kazası, üçüncü kişilere zarar, yüklenicinin sorumluluğu).
6.Uygulamada Firma Danışmanlığının Önemi
Kentssel dönüşüm projeleri, yalnızca inşaat süreci değil; malik ilişkileri, idari izinler, finans, tapu, vergi
ve kamu denetimi içeren çok katmanlı bir yapıdır.Bu nedenle firmaların her aşamada hukuk danışmanlığı
alması sadece sözleşme hazırlanırken değil, paydaş görüşmeleri,ruhsat süreci,tahliye ve yıkım aşaması,kat
mülkiyeti tescili ve iskan süreci gibi noktalarda da hukuki kontrol sağlaması gerekir.Bu yaklaşım,
yüklenicinin hem malikler nezdinde güvenilirliğini artırır hem de ileride doğabilecek idari yaptırımların
önüne geçer.
Kentsel Dönüşümde Yüklenici Firmaların Hukuki Güvenceleri:
Kat Karşılığı Sözleşmelerde Dikkat Edilecek Noktalar
Kentsel Dönüşümde Yüklenici Firmaların Hukuki Güvenceleri:
Kat Karşılığı Sözleşmelerde Dikkat Edilecek Noktalar
Kentsel Dönüşümde Yüklenici Firmaların Hukuki Güvenceleri:
Kat Karşılığı Sözleşmelerde Dikkat Edilecek Noktalar
+90 0530 072 76 14
info@yukselzor.com
Burhaniye, Taşlık Sk. No:3 A Blok,
34676 Üsküdar/İstanbul