Giriş

Küresel ölçekte enerji politikaları artık yalnızca arz güvenliği veya fiyat istikrarı

ekseninde değil; iklim değişikliğiyle mücadele, yeşil finansman ve sürdürülebilir

kalkınma hedefleriyle birlikte ele alınmaktadır. Paris Anlaşması’nın 2050 karbon

nötr vizyonu ve Avrupa Yeşil Mutabakatı, enerji sektöründe faaliyet gösteren

tüm paydaşlar için yeni bir dönemin başlangıcını işaret etmiştir.

Bu dönüşüm, Türkiye’nin de stratejik öncelikleri arasına girmiştir. 7552 sayılı

İklim Kanunu ile ulusal düzeyde ilk kez “net sıfır emisyon”

hedefi yasal güvence altına alınmış; 7554 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair

Kanun ile enerji piyasası, yenilenebilir kaynak yönetimi ve çevre mevzuatı

eşgüdüm içinde yeniden yapılandırılmıştır. Bu değişiklikler yalnızca kamu

politikalarını değil, özel sektörün yatırım ve üretim süreçlerini de doğrudan etkilemektedir.

Enerji üretiminden iletim ve dağıtıma, endüstriyel üretimden tüketici

davranışlarına kadar uzanan bu geniş ekosistemde

sürdürülebilirlik, artık bir tercihten ziyade zorunlu bir kurumsal sorumluluk

alanı haline gelmiştir. Uluslararası yatırımcılar, kredi kuruluşları ve

fon yöneticileri ESG kriterlerini karar mekanizmalarının merkezine alırken, Türkiye’de faaliyet gösteren

enerji şirketleri de bu dönüşüme hızla uyum sağlamak zorundadır.

Bu çalışma, enerji sektöründe yeşil dönüşümün hukuki boyutunu ele almakta; şirketler için sürdürülebilirlik odaklı yatırım,

üretim ve yönetim süreçlerinde uyum, denetim ve risk yönetimi açısından bir yol haritası sunmayı amaçlamaktadır.


Hukuki Çerçeve ve Regülasyonlar

Enerji sektöründe sürdürülebilirliğin hukuki altyapısı, son yıllarda hızla gelişen kapsamlı bir

normatif çerçeveye kavuşmuştur. Bu yapı, yalnızca enerji arz güvenliğini değil; çevresel sorumluluk,

karbon yönetimi, yeşil finansman ve kurumsal raporlama gibi alanları da kapsayacak şekilde genişlemiştir.

2025 yılı itibarıyla yürürlüğe giren İklim Kanunu, bu dönüşümün merkezinde yer almaktadır.


İklim Kanunu (7552 Sayılı Kanun)

9 Temmuz 2025 tarihinde yürürlüğe giren İklim Kanunu, Türkiye’nin ulusal iklim politikasına

ilişkin ilk kapsamlı yasal metnidir. Kanun; sera gazı emisyonlarının azaltılması, karbon fiyatlandırma

sisteminin kurulması ve ulusal karbon piyasasının oluşturulmasına ilişkin çerçeve hükümler içermektedir.

Bu kapsamda Türkiye’nin 2053 yılına yönelik net sıfır emisyon hedefi yasal dayanak kazanmıştır.

Emisyon ticareti sistemi için hukuki zemin oluşturulmuş; emisyon izni, tahsisat ve doğrulama süreçleri

belirlenmiştir. Enerji ve sanayi işletmelerine yıllık faaliyet raporlarında karbon azaltım hedeflerine

ilişkin performans göstergelerini açıklama yükümlülüğü getirilmiştir. Ayrıca yenilenebilir enerji,

enerji verimliliği ve çevre dostu teknolojilere yatırım yapan firmalar için Yeşil Dönüşüm Fon

kapsamında finansman ve vergi teşvikleri öngörülmüştür.

Bu düzenlemeler, enerji sektöründeki tüm aktörler için çevresel sorumluluğu hukuken

tanımlanabilir ve denetlenebilir hale getirmiştir.


7554 Sayılı Kanun ile Enerji Mevzuatında Yapılan Değişiklikler

24 Temmuz 2025 tarihli 7554 sayılı Kanun, enerji sektörüne doğrudan etki eden birçok

düzenlemeyi güncellemiştir. Bu düzenleme; Yenilenebilir Enerji Kanunu, Elektrik Piyasası

Kanunu ve Enerji Verimliliği Kanunu başta olmak üzere temel mevzuatta uyumlaştırma amacıyla kapsamlı revizyonlar getirmiştir.

Lisans ve izin süreçlerinde dijital başvuru ve e-imza zorunluluğu getirilerek idari süreçler

hızlandırılmış, yenilenebilir enerji yatırımlarında arazi ve kapasite tahsisleri sadeleştirilmiştir.

Üreticilere, yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin belgelendirilmesine yönelik yeşil enerji

sertifikasyon imkânı tanınmış; lisanslı üreticiler için emisyon bazlı denetim zorunlu hale getirilmiştir.

Çevre izinleri, üretim lisanslarının ayrılmaz bir unsuru olarak düzenlenmiştir.

Bu değişiklikler, yeşil dönüşüm sürecinde yatırımcılar açısından daha öngörülebilir ve

hızlı bir idari yapı oluşturmayı hedeflemektedir.


Enerji Verimliliği Kanunu (5627 Sayılı Kanun)

Enerji verimliliği, yeşil dönüşümün teknik altyapısını oluşturan temel unsurlardan biridir.

5627 sayılı Kanun, sanayi tesisleri ve enerji yoğun işletmeler için enerji yönetim sistemi kurulması

ve verimlilik artırıcı projelerin uygulanmasını zorunlu kılmaktadır.

Güncel düzenlemelere göre yıllık enerji tüketimi 10.000 TEP ve üzeri olan işletmelerin enerji

yönetim sistemi kurması, enerji performans göstergelerini yıllık olarak raporlaması ve belirli

periyotlarla denetime tabi tutulması gerekmektedir. Verimlilik projeleri için yatırım tutarının yüzde

otuzuna kadar hibe desteği sağlanabilmektedir. Bu yapı, şirketlere hem maliyet kontrolü hem de

karbon ayak izinin azaltılması açısından stratejik avantaj sunmaktadır.


Yenilenebilir Enerji Kanunu (5346 Sayılı Kanun)

Yenilenebilir enerji yatırımlarının temel dayanağını oluşturan bu Kanun, 2025 itibarıyla YEKDEM ve

YEKA mekanizmalarıyla uyumlu hale getirilmiştir. Yerli üretim ekipman kullanımına yönelik

teşvikler güçlendirilmiş, YEKA projelerinde yatırımcılara uzun vadeli alım garantileri tanınmıştır.

Elektrik üretiminde çevresel denetimler karbon yoğunluğu ölçümleriyle entegre edilmiştir.

Bu düzenlemeler, yenilenebilir enerji yatırımları için uzun vadeli ve öngörülebilir bir hukuki zemin oluşturmayı amaçlamaktadır.


Çevreye Duyarlı Tasarım ve Ürün Mevzuatı

Enerji ile ilişkili ürünlerin çevresel etkilerini düzenleyen mevzuat, sürdürülebilir

üretim anlayışının teknik temelini oluşturmaktadır. Bu düzenlemeler, ürünlerin

tasarımından pazarlama sürecine kadar çevresel etki analizini zorunlu hale getirmekte; şirketler

açısından tedarik zinciri ve ürün ömrü yönetimini de kapsayan yeni sorumluluklar doğurmaktadır.


Şirketlerin Hak ve Yükümlülükleri

Yeşil dönüşüm süreci, enerji sektöründe faaliyet gösteren

şirketlerin yalnızca çevresel sorumluluklarını değil; yatırım planlaması,

raporlama ve kurumsal yönetim süreçlerini de doğrudan etkilemektedir.

Yeni düzenlemeler, firmaların hem ulusal mevzuata hem de uluslararası

iklim standartlarına uyumlu hareket etmelerini zorunlu kılmıştır.


Karbon Raporlama ve Emisyon Yükümlülükleri

İklim Kanunu kapsamında yıllık enerji üretim kapasitesi 50 MW ve üzeri olan tesislerin

sera gazı emisyonu doğrulama raporu hazırlaması zorunludur. Bu raporlar yetkili

idare tarafından denetlenmekte ve akredite doğrulama kuruluşları aracılığıyla

onaylanmaktadır. Şirketlerin faaliyet raporlarında karbon yoğunluğu ve yıllık

emisyon azaltım hedefleri açık biçimde yer almak zorundadır. 2026 yılı itibarıyla

gönüllü karbon piyasalarının ulusal karbon ticaret sistemine entegre edilmesi öngörülmektedir.


Yenilenebilir Enerji Teşvikleri ve Yatırım Hakları

YEKDEM kapsamında yenilenebilir enerji üretimine uzun vadeli alım garantileri

sağlanmakta, yerli ekipman kullanımında ilave teşvikler sunulmaktadır. YEKA

projelerinde yer alan yatırımcılar için Hazine destekli finansman imkânları ve

düşük faizli karbon azaltım fonları uygulanmaktadır. Ayrıca Yeşil Dönüşüm Fonu

aracılığıyla enerji verimliliği ve karbon azaltım projelerine hibe desteği sağlanabilmektedir.


Enerji Verimliliği ve Kurumsal Sorumluluk

Enerji yoğun işletmeler için enerji yönetim sistemi kurulması, periyodik raporlama ve

verimlilik projelerinin uygulanması yasal bir yükümlülük haline gelmiştir. Bu yükümlülüklerin

yerine getirilmesi, şirketlerin ESG performansını ve yatırımcı nezdindeki güvenilirliğini doğrudan etkilemektedir.


Sözleşme, Finansman ve ESG Uyum Süreçleri

Enerji projelerinin finansmanında bankalar ve yatırımcılar, yeşil finansman uyumluluğunu

temel kriter olarak değerlendirmektedir. Kredi ve yatırım sözleşmelerinde sürdürülebilirlik

taahhütleri standart hale gelmiş, uluslararası projelerde ESG raporu sunulması fiilen zorunlu olmuştur.

Yanlış beyan veya uyumsuzluk durumlarında finansal yaptırımlar ve lisans iptali riski ortaya çıkabilmektedir.


Kurumsal Riskler ve Uyum Stratejileri

Sürdürülebilirlik düzenlemelerinin hızla artması, enerji şirketlerinin kurumsal yönetim

ve risk denetimi mekanizmalarını yeniden yapılandırmasını zorunlu kılmaktadır.

Uyum eksikliği; idari para cezalarının yanı sıra lisans iptali, faaliyet durdurma ve

itibar kaybı gibi ağır sonuçlar doğurabilmektedir.

Bu nedenle şirketlerin karbon yönetimi, enerji verimliliği ve çevresel performansı

kapsayan kurumsal uyum planları hazırlaması; bu planların üst yönetim

onayıyla uygulanması ve düzenli olarak iç ve dış denetime tabi tutulması büyük

önem taşımaktadır. Hukuk, mühendislik, çevre ve finans birimlerinin koordinasyon

içinde çalıştığı iç uyum mekanizmaları, sürdürülebilirliğin kurumsal kültüre entegre edilmesini sağlamaktadır.


Sonuç

Enerji sektöründe yeşil dönüşüm, artık şirketlerin tercihine bağlı bir strateji değil; hukuki

düzenlemeler, piyasa dinamikleri ve uluslararası beklentiler doğrultusunda zorunlu bir

dönüşüm alanıdır. Net sıfır politikaları, karbon yönetimi, enerji verimliliği ve şeffaf raporlama

yükümlülükleri, şirketlere hem önemli fırsatlar hem de ciddi sorumluluklar getirmektedir.

Bu süreçte en başarılı şirketler; sürdürülebilirlik ilkelerini iş modellerine erken entegre eden,

riskleri etkin biçimde yöneten ve güçlü uyum mekanizmaları kuran kurumlar olacaktır.

Mevzuatın doğru yorumlanması ve uyum süreçlerinin kesintisiz yürütülmesi açısından

uzman hukuki danışmanlık desteği, şirketler için kritik bir avantaj sağlamaktadır.


Giriş

Küresel ölçekte enerji politikaları artık yalnızca arz güvenliği veya fiyat istikrarı

ekseninde değil; iklim değişikliğiyle mücadele, yeşil finansman ve sürdürülebilir

kalkınma hedefleriyle birlikte ele alınmaktadır. Paris Anlaşması’nın 2050 karbon

nötr vizyonu ve Avrupa Yeşil Mutabakatı, enerji sektöründe faaliyet gösteren

tüm paydaşlar için yeni bir dönemin başlangıcını işaret etmiştir.

Bu dönüşüm, Türkiye’nin de stratejik öncelikleri arasına girmiştir. 7552 sayılı

İklim Kanunu ile ulusal düzeyde ilk kez “net sıfır emisyon”

hedefi yasal güvence altına alınmış; 7554 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair

Kanun ile enerji piyasası, yenilenebilir kaynak yönetimi ve çevre mevzuatı

eşgüdüm içinde yeniden yapılandırılmıştır. Bu değişiklikler yalnızca kamu

politikalarını değil, özel sektörün yatırım ve üretim süreçlerini de doğrudan etkilemektedir.

Enerji üretiminden iletim ve dağıtıma, endüstriyel üretimden tüketici

davranışlarına kadar uzanan bu geniş ekosistemde

sürdürülebilirlik, artık bir tercihten ziyade zorunlu bir kurumsal sorumluluk

alanı haline gelmiştir. Uluslararası yatırımcılar, kredi kuruluşları ve

fon yöneticileri ESG kriterlerini karar mekanizmalarının merkezine alırken, Türkiye’de faaliyet gösteren

enerji şirketleri de bu dönüşüme hızla uyum sağlamak zorundadır.

Bu çalışma, enerji sektöründe yeşil dönüşümün hukuki boyutunu ele almakta; şirketler için sürdürülebilirlik odaklı yatırım,

üretim ve yönetim süreçlerinde uyum, denetim ve risk yönetimi açısından bir yol haritası sunmayı amaçlamaktadır.


Hukuki Çerçeve ve Regülasyonlar

Enerji sektöründe sürdürülebilirliğin hukuki altyapısı, son yıllarda hızla gelişen kapsamlı bir

normatif çerçeveye kavuşmuştur. Bu yapı, yalnızca enerji arz güvenliğini değil; çevresel sorumluluk,

karbon yönetimi, yeşil finansman ve kurumsal raporlama gibi alanları da kapsayacak şekilde genişlemiştir.

2025 yılı itibarıyla yürürlüğe giren İklim Kanunu, bu dönüşümün merkezinde yer almaktadır.


İklim Kanunu (7552 Sayılı Kanun)

9 Temmuz 2025 tarihinde yürürlüğe giren İklim Kanunu, Türkiye’nin ulusal iklim politikasına

ilişkin ilk kapsamlı yasal metnidir. Kanun; sera gazı emisyonlarının azaltılması, karbon fiyatlandırma

sisteminin kurulması ve ulusal karbon piyasasının oluşturulmasına ilişkin çerçeve hükümler içermektedir.

Bu kapsamda Türkiye’nin 2053 yılına yönelik net sıfır emisyon hedefi yasal dayanak kazanmıştır.

Emisyon ticareti sistemi için hukuki zemin oluşturulmuş; emisyon izni, tahsisat ve doğrulama süreçleri

belirlenmiştir. Enerji ve sanayi işletmelerine yıllık faaliyet raporlarında karbon azaltım hedeflerine

ilişkin performans göstergelerini açıklama yükümlülüğü getirilmiştir. Ayrıca yenilenebilir enerji,

enerji verimliliği ve çevre dostu teknolojilere yatırım yapan firmalar için Yeşil Dönüşüm Fon

kapsamında finansman ve vergi teşvikleri öngörülmüştür.

Bu düzenlemeler, enerji sektöründeki tüm aktörler için çevresel sorumluluğu hukuken

tanımlanabilir ve denetlenebilir hale getirmiştir.


7554 Sayılı Kanun ile Enerji Mevzuatında Yapılan Değişiklikler

24 Temmuz 2025 tarihli 7554 sayılı Kanun, enerji sektörüne doğrudan etki eden birçok

düzenlemeyi güncellemiştir. Bu düzenleme; Yenilenebilir Enerji Kanunu, Elektrik Piyasası

Kanunu ve Enerji Verimliliği Kanunu başta olmak üzere temel mevzuatta uyumlaştırma amacıyla kapsamlı revizyonlar getirmiştir.

Lisans ve izin süreçlerinde dijital başvuru ve e-imza zorunluluğu getirilerek idari süreçler

hızlandırılmış, yenilenebilir enerji yatırımlarında arazi ve kapasite tahsisleri sadeleştirilmiştir.

Üreticilere, yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin belgelendirilmesine yönelik yeşil enerji

sertifikasyon imkânı tanınmış; lisanslı üreticiler için emisyon bazlı denetim zorunlu hale getirilmiştir.

Çevre izinleri, üretim lisanslarının ayrılmaz bir unsuru olarak düzenlenmiştir.

Bu değişiklikler, yeşil dönüşüm sürecinde yatırımcılar açısından daha öngörülebilir ve

hızlı bir idari yapı oluşturmayı hedeflemektedir.


Enerji Verimliliği Kanunu (5627 Sayılı Kanun)

Enerji verimliliği, yeşil dönüşümün teknik altyapısını oluşturan temel unsurlardan biridir.

5627 sayılı Kanun, sanayi tesisleri ve enerji yoğun işletmeler için enerji yönetim sistemi kurulması

ve verimlilik artırıcı projelerin uygulanmasını zorunlu kılmaktadır.

Güncel düzenlemelere göre yıllık enerji tüketimi 10.000 TEP ve üzeri olan işletmelerin enerji

yönetim sistemi kurması, enerji performans göstergelerini yıllık olarak raporlaması ve belirli

periyotlarla denetime tabi tutulması gerekmektedir. Verimlilik projeleri için yatırım tutarının yüzde

otuzuna kadar hibe desteği sağlanabilmektedir. Bu yapı, şirketlere hem maliyet kontrolü hem de

karbon ayak izinin azaltılması açısından stratejik avantaj sunmaktadır.


Yenilenebilir Enerji Kanunu (5346 Sayılı Kanun)

Yenilenebilir enerji yatırımlarının temel dayanağını oluşturan bu Kanun, 2025 itibarıyla YEKDEM ve

YEKA mekanizmalarıyla uyumlu hale getirilmiştir. Yerli üretim ekipman kullanımına yönelik

teşvikler güçlendirilmiş, YEKA projelerinde yatırımcılara uzun vadeli alım garantileri tanınmıştır.

Elektrik üretiminde çevresel denetimler karbon yoğunluğu ölçümleriyle entegre edilmiştir.

Bu düzenlemeler, yenilenebilir enerji yatırımları için uzun vadeli ve öngörülebilir bir hukuki zemin oluşturmayı amaçlamaktadır.


Çevreye Duyarlı Tasarım ve Ürün Mevzuatı

Enerji ile ilişkili ürünlerin çevresel etkilerini düzenleyen mevzuat, sürdürülebilir

üretim anlayışının teknik temelini oluşturmaktadır. Bu düzenlemeler, ürünlerin

tasarımından pazarlama sürecine kadar çevresel etki analizini zorunlu hale getirmekte; şirketler

açısından tedarik zinciri ve ürün ömrü yönetimini de kapsayan yeni sorumluluklar doğurmaktadır.


Şirketlerin Hak ve Yükümlülükleri

Yeşil dönüşüm süreci, enerji sektöründe faaliyet gösteren

şirketlerin yalnızca çevresel sorumluluklarını değil; yatırım planlaması,

raporlama ve kurumsal yönetim süreçlerini de doğrudan etkilemektedir.

Yeni düzenlemeler, firmaların hem ulusal mevzuata hem de uluslararası

iklim standartlarına uyumlu hareket etmelerini zorunlu kılmıştır.


Karbon Raporlama ve Emisyon Yükümlülükleri

İklim Kanunu kapsamında yıllık enerji üretim kapasitesi 50 MW ve üzeri olan tesislerin

sera gazı emisyonu doğrulama raporu hazırlaması zorunludur. Bu raporlar yetkili

idare tarafından denetlenmekte ve akredite doğrulama kuruluşları aracılığıyla

onaylanmaktadır. Şirketlerin faaliyet raporlarında karbon yoğunluğu ve yıllık

emisyon azaltım hedefleri açık biçimde yer almak zorundadır. 2026 yılı itibarıyla

gönüllü karbon piyasalarının ulusal karbon ticaret sistemine entegre edilmesi öngörülmektedir.


Yenilenebilir Enerji Teşvikleri ve Yatırım Hakları

YEKDEM kapsamında yenilenebilir enerji üretimine uzun vadeli alım garantileri

sağlanmakta, yerli ekipman kullanımında ilave teşvikler sunulmaktadır. YEKA

projelerinde yer alan yatırımcılar için Hazine destekli finansman imkânları ve

düşük faizli karbon azaltım fonları uygulanmaktadır. Ayrıca Yeşil Dönüşüm Fonu

aracılığıyla enerji verimliliği ve karbon azaltım projelerine hibe desteği sağlanabilmektedir.


Enerji Verimliliği ve Kurumsal Sorumluluk

Enerji yoğun işletmeler için enerji yönetim sistemi kurulması, periyodik raporlama ve

verimlilik projelerinin uygulanması yasal bir yükümlülük haline gelmiştir. Bu yükümlülüklerin

yerine getirilmesi, şirketlerin ESG performansını ve yatırımcı nezdindeki güvenilirliğini doğrudan etkilemektedir.


Sözleşme, Finansman ve ESG Uyum Süreçleri

Enerji projelerinin finansmanında bankalar ve yatırımcılar, yeşil finansman uyumluluğunu

temel kriter olarak değerlendirmektedir. Kredi ve yatırım sözleşmelerinde sürdürülebilirlik

taahhütleri standart hale gelmiş, uluslararası projelerde ESG raporu sunulması fiilen zorunlu olmuştur.

Yanlış beyan veya uyumsuzluk durumlarında finansal yaptırımlar ve lisans iptali riski ortaya çıkabilmektedir.


Kurumsal Riskler ve Uyum Stratejileri

Sürdürülebilirlik düzenlemelerinin hızla artması, enerji şirketlerinin kurumsal yönetim

ve risk denetimi mekanizmalarını yeniden yapılandırmasını zorunlu kılmaktadır.

Uyum eksikliği; idari para cezalarının yanı sıra lisans iptali, faaliyet durdurma ve

itibar kaybı gibi ağır sonuçlar doğurabilmektedir.

Bu nedenle şirketlerin karbon yönetimi, enerji verimliliği ve çevresel performansı

kapsayan kurumsal uyum planları hazırlaması; bu planların üst yönetim

onayıyla uygulanması ve düzenli olarak iç ve dış denetime tabi tutulması büyük

önem taşımaktadır. Hukuk, mühendislik, çevre ve finans birimlerinin koordinasyon

içinde çalıştığı iç uyum mekanizmaları, sürdürülebilirliğin kurumsal kültüre entegre edilmesini sağlamaktadır.


Sonuç

Enerji sektöründe yeşil dönüşüm, artık şirketlerin tercihine bağlı bir strateji değil; hukuki

düzenlemeler, piyasa dinamikleri ve uluslararası beklentiler doğrultusunda zorunlu bir

dönüşüm alanıdır. Net sıfır politikaları, karbon yönetimi, enerji verimliliği ve şeffaf raporlama

yükümlülükleri, şirketlere hem önemli fırsatlar hem de ciddi sorumluluklar getirmektedir.

Bu süreçte en başarılı şirketler; sürdürülebilirlik ilkelerini iş modellerine erken entegre eden,

riskleri etkin biçimde yöneten ve güçlü uyum mekanizmaları kuran kurumlar olacaktır.

Mevzuatın doğru yorumlanması ve uyum süreçlerinin kesintisiz yürütülmesi açısından

uzman hukuki danışmanlık desteği, şirketler için kritik bir avantaj sağlamaktadır.

Giriş

Küresel ölçekte enerji politikaları artık yalnızca arz güvenliği veya fiyat istikrarı

ekseninde değil; iklim değişikliğiyle mücadele, yeşil finansman ve sürdürülebilir

kalkınma hedefleriyle birlikte ele alınmaktadır. Paris Anlaşması’nın 2050 karbon

nötr vizyonu ve Avrupa Yeşil Mutabakatı, enerji sektöründe faaliyet gösteren

tüm paydaşlar için yeni bir dönemin başlangıcını işaret etmiştir.

Bu dönüşüm, Türkiye’nin de stratejik öncelikleri arasına girmiştir. 7552 sayılı

İklim Kanunu ile ulusal düzeyde ilk kez “net sıfır emisyon”

hedefi yasal güvence altına alınmış; 7554 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair

Kanun ile enerji piyasası, yenilenebilir kaynak yönetimi ve çevre mevzuatı

eşgüdüm içinde yeniden yapılandırılmıştır. Bu değişiklikler yalnızca kamu

politikalarını değil, özel sektörün yatırım ve üretim süreçlerini de doğrudan etkilemektedir.

Enerji üretiminden iletim ve dağıtıma, endüstriyel üretimden tüketici

davranışlarına kadar uzanan bu geniş ekosistemde

sürdürülebilirlik, artık bir tercihten ziyade zorunlu bir kurumsal sorumluluk

alanı haline gelmiştir. Uluslararası yatırımcılar, kredi kuruluşları ve

fon yöneticileri ESG kriterlerini karar mekanizmalarının merkezine alırken, Türkiye’de faaliyet gösteren

enerji şirketleri de bu dönüşüme hızla uyum sağlamak zorundadır.

Bu çalışma, enerji sektöründe yeşil dönüşümün hukuki boyutunu ele almakta; şirketler için sürdürülebilirlik odaklı yatırım,

üretim ve yönetim süreçlerinde uyum, denetim ve risk yönetimi açısından bir yol haritası sunmayı amaçlamaktadır.


Hukuki Çerçeve ve Regülasyonlar

Enerji sektöründe sürdürülebilirliğin hukuki altyapısı, son yıllarda hızla gelişen kapsamlı bir

normatif çerçeveye kavuşmuştur. Bu yapı, yalnızca enerji arz güvenliğini değil; çevresel sorumluluk,

karbon yönetimi, yeşil finansman ve kurumsal raporlama gibi alanları da kapsayacak şekilde genişlemiştir.

2025 yılı itibarıyla yürürlüğe giren İklim Kanunu, bu dönüşümün merkezinde yer almaktadır.


İklim Kanunu (7552 Sayılı Kanun)

9 Temmuz 2025 tarihinde yürürlüğe giren İklim Kanunu, Türkiye’nin ulusal iklim politikasına

ilişkin ilk kapsamlı yasal metnidir. Kanun; sera gazı emisyonlarının azaltılması, karbon fiyatlandırma

sisteminin kurulması ve ulusal karbon piyasasının oluşturulmasına ilişkin çerçeve hükümler içermektedir.

Bu kapsamda Türkiye’nin 2053 yılına yönelik net sıfır emisyon hedefi yasal dayanak kazanmıştır.

Emisyon ticareti sistemi için hukuki zemin oluşturulmuş; emisyon izni, tahsisat ve doğrulama süreçleri

belirlenmiştir. Enerji ve sanayi işletmelerine yıllık faaliyet raporlarında karbon azaltım hedeflerine

ilişkin performans göstergelerini açıklama yükümlülüğü getirilmiştir. Ayrıca yenilenebilir enerji,

enerji verimliliği ve çevre dostu teknolojilere yatırım yapan firmalar için Yeşil Dönüşüm Fon

kapsamında finansman ve vergi teşvikleri öngörülmüştür.

Bu düzenlemeler, enerji sektöründeki tüm aktörler için çevresel sorumluluğu hukuken

tanımlanabilir ve denetlenebilir hale getirmiştir.


7554 Sayılı Kanun ile Enerji Mevzuatında Yapılan Değişiklikler

24 Temmuz 2025 tarihli 7554 sayılı Kanun, enerji sektörüne doğrudan etki eden birçok

düzenlemeyi güncellemiştir. Bu düzenleme; Yenilenebilir Enerji Kanunu, Elektrik Piyasası

Kanunu ve Enerji Verimliliği Kanunu başta olmak üzere temel mevzuatta uyumlaştırma amacıyla kapsamlı revizyonlar getirmiştir.

Lisans ve izin süreçlerinde dijital başvuru ve e-imza zorunluluğu getirilerek idari süreçler

hızlandırılmış, yenilenebilir enerji yatırımlarında arazi ve kapasite tahsisleri sadeleştirilmiştir.

Üreticilere, yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin belgelendirilmesine yönelik yeşil enerji

sertifikasyon imkânı tanınmış; lisanslı üreticiler için emisyon bazlı denetim zorunlu hale getirilmiştir.

Çevre izinleri, üretim lisanslarının ayrılmaz bir unsuru olarak düzenlenmiştir.

Bu değişiklikler, yeşil dönüşüm sürecinde yatırımcılar açısından daha öngörülebilir ve

hızlı bir idari yapı oluşturmayı hedeflemektedir.


Enerji Verimliliği Kanunu (5627 Sayılı Kanun)

Enerji verimliliği, yeşil dönüşümün teknik altyapısını oluşturan temel unsurlardan biridir.

5627 sayılı Kanun, sanayi tesisleri ve enerji yoğun işletmeler için enerji yönetim sistemi kurulması

ve verimlilik artırıcı projelerin uygulanmasını zorunlu kılmaktadır.

Güncel düzenlemelere göre yıllık enerji tüketimi 10.000 TEP ve üzeri olan işletmelerin enerji

yönetim sistemi kurması, enerji performans göstergelerini yıllık olarak raporlaması ve belirli

periyotlarla denetime tabi tutulması gerekmektedir. Verimlilik projeleri için yatırım tutarının yüzde

otuzuna kadar hibe desteği sağlanabilmektedir. Bu yapı, şirketlere hem maliyet kontrolü hem de

karbon ayak izinin azaltılması açısından stratejik avantaj sunmaktadır.


Yenilenebilir Enerji Kanunu (5346 Sayılı Kanun)

Yenilenebilir enerji yatırımlarının temel dayanağını oluşturan bu Kanun, 2025 itibarıyla YEKDEM ve

YEKA mekanizmalarıyla uyumlu hale getirilmiştir. Yerli üretim ekipman kullanımına yönelik

teşvikler güçlendirilmiş, YEKA projelerinde yatırımcılara uzun vadeli alım garantileri tanınmıştır.

Elektrik üretiminde çevresel denetimler karbon yoğunluğu ölçümleriyle entegre edilmiştir.

Bu düzenlemeler, yenilenebilir enerji yatırımları için uzun vadeli ve öngörülebilir bir hukuki zemin oluşturmayı amaçlamaktadır.


Çevreye Duyarlı Tasarım ve Ürün Mevzuatı

Enerji ile ilişkili ürünlerin çevresel etkilerini düzenleyen mevzuat, sürdürülebilir

üretim anlayışının teknik temelini oluşturmaktadır. Bu düzenlemeler, ürünlerin

tasarımından pazarlama sürecine kadar çevresel etki analizini zorunlu hale getirmekte; şirketler

açısından tedarik zinciri ve ürün ömrü yönetimini de kapsayan yeni sorumluluklar doğurmaktadır.


Şirketlerin Hak ve Yükümlülükleri

Yeşil dönüşüm süreci, enerji sektöründe faaliyet gösteren

şirketlerin yalnızca çevresel sorumluluklarını değil; yatırım planlaması,

raporlama ve kurumsal yönetim süreçlerini de doğrudan etkilemektedir.

Yeni düzenlemeler, firmaların hem ulusal mevzuata hem de uluslararası

iklim standartlarına uyumlu hareket etmelerini zorunlu kılmıştır.


Karbon Raporlama ve Emisyon Yükümlülükleri

İklim Kanunu kapsamında yıllık enerji üretim kapasitesi 50 MW ve üzeri olan tesislerin

sera gazı emisyonu doğrulama raporu hazırlaması zorunludur. Bu raporlar yetkili

idare tarafından denetlenmekte ve akredite doğrulama kuruluşları aracılığıyla

onaylanmaktadır. Şirketlerin faaliyet raporlarında karbon yoğunluğu ve yıllık

emisyon azaltım hedefleri açık biçimde yer almak zorundadır. 2026 yılı itibarıyla

gönüllü karbon piyasalarının ulusal karbon ticaret sistemine entegre edilmesi öngörülmektedir.


Yenilenebilir Enerji Teşvikleri ve Yatırım Hakları

YEKDEM kapsamında yenilenebilir enerji üretimine uzun vadeli alım garantileri

sağlanmakta, yerli ekipman kullanımında ilave teşvikler sunulmaktadır. YEKA

projelerinde yer alan yatırımcılar için Hazine destekli finansman imkânları ve

düşük faizli karbon azaltım fonları uygulanmaktadır. Ayrıca Yeşil Dönüşüm Fonu

aracılığıyla enerji verimliliği ve karbon azaltım projelerine hibe desteği sağlanabilmektedir.


Enerji Verimliliği ve Kurumsal Sorumluluk

Enerji yoğun işletmeler için enerji yönetim sistemi kurulması, periyodik raporlama ve

verimlilik projelerinin uygulanması yasal bir yükümlülük haline gelmiştir. Bu yükümlülüklerin

yerine getirilmesi, şirketlerin ESG performansını ve yatırımcı nezdindeki güvenilirliğini doğrudan etkilemektedir.


Sözleşme, Finansman ve ESG Uyum Süreçleri

Enerji projelerinin finansmanında bankalar ve yatırımcılar, yeşil finansman uyumluluğunu

temel kriter olarak değerlendirmektedir. Kredi ve yatırım sözleşmelerinde sürdürülebilirlik

taahhütleri standart hale gelmiş, uluslararası projelerde ESG raporu sunulması fiilen zorunlu olmuştur.

Yanlış beyan veya uyumsuzluk durumlarında finansal yaptırımlar ve lisans iptali riski ortaya çıkabilmektedir.


Kurumsal Riskler ve Uyum Stratejileri

Sürdürülebilirlik düzenlemelerinin hızla artması, enerji şirketlerinin kurumsal yönetim

ve risk denetimi mekanizmalarını yeniden yapılandırmasını zorunlu kılmaktadır.

Uyum eksikliği; idari para cezalarının yanı sıra lisans iptali, faaliyet durdurma ve

itibar kaybı gibi ağır sonuçlar doğurabilmektedir.

Bu nedenle şirketlerin karbon yönetimi, enerji verimliliği ve çevresel performansı

kapsayan kurumsal uyum planları hazırlaması; bu planların üst yönetim

onayıyla uygulanması ve düzenli olarak iç ve dış denetime tabi tutulması büyük

önem taşımaktadır. Hukuk, mühendislik, çevre ve finans birimlerinin koordinasyon

içinde çalıştığı iç uyum mekanizmaları, sürdürülebilirliğin kurumsal kültüre entegre edilmesini sağlamaktadır.


Sonuç

Enerji sektöründe yeşil dönüşüm, artık şirketlerin tercihine bağlı bir strateji değil; hukuki

düzenlemeler, piyasa dinamikleri ve uluslararası beklentiler doğrultusunda zorunlu bir

dönüşüm alanıdır. Net sıfır politikaları, karbon yönetimi, enerji verimliliği ve şeffaf raporlama

yükümlülükleri, şirketlere hem önemli fırsatlar hem de ciddi sorumluluklar getirmektedir.

Bu süreçte en başarılı şirketler; sürdürülebilirlik ilkelerini iş modellerine erken entegre eden,

riskleri etkin biçimde yöneten ve güçlü uyum mekanizmaları kuran kurumlar olacaktır.

Mevzuatın doğru yorumlanması ve uyum süreçlerinin kesintisiz yürütülmesi açısından

uzman hukuki danışmanlık desteği, şirketler için kritik bir avantaj sağlamaktadır.

Sürdürülebilirlik ve

Enerji Sektöründe Yeni Dönem

Sürdürülebilirlik ve

Enerji Sektöründe Yeni Dönem

Sürdürülebilirlik ve

Enerji Sektöründe Yeni Dönem

+90 0530 072 76 14

info@yukselzor.com

Burhaniye, Taşlık Sk. No:3 A Blok,

34676 Üsküdar/İstanbul